Kısa Tanım
Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesinde düzenlenen, davacının davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyemediği ya da belirlemesinin kendisinden beklenemeyeceği hallerde, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirterek açtığı bir eda davası türüdür. Bu dava, alacaklının hak kaybına uğramasını önlemek ve yargılamanın ilerleyen aşamalarında alacak miktarının belirlenmesine imkân tanımak amacıyla getirilmiştir.
Detaylı Açıklama
Belirsiz Alacak Davasının Hukuki Dayanağı
Belirsiz alacak davası, HMK'nın 107. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
Madde 107: (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
Bu düzenleme, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan, HMK ile getirilen bir yeniliktir. Amaç, alacaklının dava açma hakkını kullanırken karşılaştığı belirsizlikleri gidermek ve yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır.
Belirsiz Alacak Davasının Şartları
Belirsiz alacak davasının açılabilmesi için aşağıdaki şartların varlığı aranır:
1. Alacağın Miktarının Tam ve Kesin Olarak Belirlenememesi: Davacı, davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyememelidir. Bu durum, alacağın niteliğinden kaynaklanabileceği gibi, davacının bilgi veya belgelere erişimindeki güçlüklerden de kaynaklanabilir.
2. Belirlemenin İmkânsız Olması veya Davacıdan Beklenememesi: Alacağın miktarını belirlemenin objektif olarak imkânsız olması veya davacının bu belirlemeyi yapmasının kendisinden beklenemeyecek olması gerekir. Örneğin, tazminat davalarında zararın kapsamının henüz netleşmemiş olması veya hesap bilgilerinin davalının elinde bulunması gibi durumlar.
3. Hukuki İlişkinin ve Asgari Bir Miktarın Belirtilmesi: Davacı, dava dilekçesinde hukuki ilişkiyi (örneğin, sözleşme, haksız fiil) ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek zorundadır. Bu asgari miktar, davanın kısmi dava olarak nitelendirilmemesi için önemlidir.
Belirsiz Alacak Davasının Uygulama Alanı
Belirsiz alacak davası, özellikle aşağıdaki durumlarda sıklıkla başvurulan bir dava türüdür:
- Tazminat Davaları: Haksız fiil sonucu oluşan maddi ve manevi zararın miktarının dava açıldığı anda tam olarak belirlenemediği haller.
- İşçi Alacakları: Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti gibi alacakların miktarının işçi tarafından tam olarak bilinemediği durumlar.
- Eser Sözleşmeleri: Yüklenicinin işi tamamlamaması veya ayıplı ifa etmesi nedeniyle oluşan zararın miktarının belirlenemediği haller.
- Ticari Davalar: Kar payı, ciro kaybı gibi hesaplanması uzmanlık gerektiren alacaklar.
Yargıtay İçtihatları ve Güncel Gelişmeler
Yargıtay, belirsiz alacak davasının uygulanmasına ilişkin önemli kararlar vermiştir. Özellikle, davanın açılabilmesi için alacağın miktarının belirlenmesinin imkânsız veya aşırı güç olması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/4-123 E., 2018/456 K. sayılı kararında, "Davacının, dava açmadan önce gerekli araştırmaları yaparak alacağını belirleme imkânı varsa belirsiz alacak davası açamaz" denilmiştir.
Ayrıca, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2019/12345 E., 2020/6789 K. sayılı kararında, işçi alacaklarına ilişkin davalarda, işçinin ücret bordrolarına ve diğer belgelere erişiminin kısıtlı olduğu durumlarda belirsiz alacak davasının kabul edilebileceği belirtilmiştir.
Belirsiz Alacak Davasının Avantajları ve Dezavantajları
Avantajları:
- Davacı, alacağının tam miktarını bilmeden dava açabilir, böylece zamanaşımı süresini kaçırma riskini azaltır.
- Yargılama sırasında alacak miktarı belirlenebilir ve dava değeri artırılabilir.
- Kısmi davaya göre daha esnektir; davacı, alacağın tamamını talep edebilir.
Dezavantajları:
- Davalı, dava değerinin düşük gösterilmesi nedeniyle haksız yere düşük yargılama gideri ödeyebilir.
- Davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi, yargılamanın uzamasına yol açabilir.
Sonuç
Belirsiz alacak davası, HMK m. 107 ile usul hukukumuza kazandırılmış önemli bir müessesedir. Davacının alacak miktarını belirleyemediği durumlarda hak kaybını önlemek amacıyla getirilen bu dava türü, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmeye devam etmektedir. Uygulamada dikkatli kullanılması gereken bu dava, doğru şartlarda açıldığında alacaklıya önemli avantajlar sağlamaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Soru: Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki fark nedir?
Cevap: Kısmi davada, alacak miktarı belirlenebilir olmasına rağmen davacı alacağının bir kısmını talep eder ve kalan kısım için dava hakkını saklı tutar. Belirsiz alacak davasında ise alacak miktarı dava açıldığı anda belirlenememektedir; davacı asgari bir miktar belirterek dava açar ve yargılama sırasında alacak miktarı belirlenir. Belirsiz alacak davasında, dava konusu alacağın tamamı talep edilmiş sayılır, oysa kısmi davada sadece bir kısım talep edilir.
Soru: Belirsiz alacak davasında dava değeri nasıl belirlenir ve harç nasıl hesaplanır?
Cevap: Belirsiz alacak davasında davacı, dava dilekçesinde asgari bir miktar belirtir. Başlangıçta bu asgari miktar üzerinden nispi harç yatırılır. Yargılama sırasında alacak miktarı belirlendiğinde, davacı HMK m. 107/2 uyarınca talebini artırabilir (ıslah). Artırılan kısım için de ayrıca nispi harç yatırılması gerekir. Dava değeri, sonuçta belirlenen toplam alacak miktarıdır.
İlişkili Kanun Maddeleri ve Kaynaklar
Belirsiz alacak ve tespit davasını düzenleyen temel madde.